Kanser Belirtileri
ana sayfa bize ulaşın hakkımızda üyelik site haritası         English ENGLISH
danışma kurulu gıda güvenliği dergisi bilimsel görüş ve raporlar haberler etkinlikler & projeler şehir efsaneleri efsa videoları sıkça sorulan sorular yararlı linkler

GGD Basın Ofisi
Gıda Teknolojisi Dergisi
 
  1. Gıda güvenliği konusunda Türkiye'de ciddi derecede açık olduğu ve yasal  olarak da ciddi boşlukların bulunduğu (merdiven altı üretimler), tüketicilerin nelere inanacağına karar veremedikleri ve dönem dönem de asparagas haberlerin tüketicilerin zihnini bulandırdığı söyleniyor. Bu konuda neler demek istersiniz?
 Gıda Güvenliği Derneği olarak temel amacımız, ülkemizde gıda güvenliğine olan talebi geliştirmektir. Tüketicilerimiz ne zaman ki satın aldığı ürünlerde fiyat ve ambalaj gibi görsel özelliklerin yanısıra gıda güvenliğini de talep edecekler, zaten o zaman hedefimiz yerine gelecektir. Dernek olarak, öncelikle halkımızın "gıda güvenliği" ile ilgili algı ve beklentilerini belirlemek amacı ile GfK işbirliği ile gerçekleştirilen "Gıda Güvenliği Bilgi Düzeyi Araştırması"na imza atarak hem halkımızın bu konudaki görüşlerini hem de özellikle internet yoluyla e-posta zincirleri vasıtasıyla yayılan asparagas haberlerin etkisini ölçtük. Bu araştırma 25 AB ülkesinde resmi yapılmış bir araştırmadır. O nedenle ülkemizde  elde ettiğimiz sonuçları AB ülkelerindeki sonuçlarla karşılaştırma imkanımız oluyor, bu çok yararlı oldu. Araştırmada ortaya çıktı ki, Türk Halkı'nın yüzde 51'i internet üzerinden edindiği bilgilere inanarak satın alma eylemini gerçekleştiriyor ya da vazgeçiyor. Bir başka değişle internet üzerinden yayılan asparagas haberler halkın yüzde 51'ini etkiliyor.  İnternet üzerinden yayılan bilgi kirliliği halkın zihnini bulandırdığı gibi, günlük olarak tükettiği gıdalara bakış açısını da değiştirebiliyor. Araştırmada çıkan sonuçlardan biri de asparagas haberlere inanış konusunda tam bir eşitlik yaşandığını, fakir-zengin, eğitimli-eğitimsiz ayrımı olmaksızın hemen herkesin bu tip haberleri önemsediği yönünde.  Türk tüketicilerinin endişeleri, danışacakları adres konusundaki soru işaretleri Gıda Güvenliği Derneği olarak bizleri harekete geçirdi. İşte bu yüzden ki bilgi paylaşım platformunu geliştirdik ve devreye soktuk;  toplumun hem internet yoluyla yayılan asparagas haberlere karşı bilinç düzeyini artırmak, hem de merak ettiği konularda bilgi ve bilinç seviyesini arttırmak üzere "Güvenli Gıda, Sağlıklı Türkiye" projesini başlattık. Proje kapsamında kurduğumuz çağrı merkezimiz ile de tüketicilerin sorularını cevaplıyoruz.  Çağrı merkezimize Türkiyenin çeşitli illerinden olduğu gibi yurtdışında oturan vatandaşlarımızdan da çok farklı konularda çeşitli sorular geliyor. Çağrı Merkezi'mizde gıda güvenliği konusunda 200 saat eğitim görmüş elemanlarımız ayda 15 bin soruya yanıt verebilme kapasitesine sahipler. Elemanlarımız tüketicilerin sorularına yanıt vererek yanlış inanışları düzeltirlerken, güçlendirdiğimiz web sitemizde de tüketiciler için doğru bilginin adresi olmaya devam edeceğiz. Bilgi bankamızda yanıtları bulunmayan sorular ise, 48 saat içinde bilgi verilmek üzere uzmanlar tarafından yanıtlanacak. 
  1. AB ile kıyaslarsak gıda güvenliği  konusunda nasıl bir veri ortaya çıkıyor.  AB ülkelerindeki işleyişi kıyaslamalı olarak değerlendirir misiniz?
 Gıda Güvenliği Derneği tarafından GFK Türkiye'ye yaptırılan araştırma Türk tüketicisinin risksiz bir hayat düşünemediğini gözler önüne seriyor. Türk tüketicisine göre çevre kirliliği nedeniyle sağlığının bozulma riski (yüzde 88). Trafik kazasında yaralanma riskiyle (yüzde 87) gıdalar yoluyla sağlığının bozulma riski başa baş (yüzde 86). Oysa, Avrupa Birliği vatandaşlarının büyük çoğunluğu ‘Çevre Kirliliği' (yüzde 61) ve ‘Trafik Kazaları'nı (yüzde 51) başlarına gelme ihtimali en yüksek olan potansiyel riskler olarak görüyor. İş gıda güvenliğine gelince daha rahatlar; yüzde 40'ı sağlıklarının gıda ürünleriyle bozulabileceğini düşünüyor. Yalnız Avrupa kıtasında da homojenlik söz konusu değil. İskandinav ülkeleriyle akdeniz  ülkeleri apayrı dünyalar. Yunanistan-Malta gibi ülkelerde tüketicinin gıda maddeleri yüzünden sağlığını kaybetme korkusu yüzde 60 iken, Finlandiya'da bu oran yüzde 20'ye düşüyor. Diğer taraftan gıda yoluyla gelebilecek çeşitli tehlikeler arasından Türk tüketicileri en çok % 81 oranıyla "Sağlıksız üretim koşulları" ve % 82 oranıyla "Çeşitli hileler ve aldatmalar"   konularında endişe duymaktadır. Avrupa tüketicisinin ise endişe duyduğu konuların başında  sırasıyla % 63 ve % 62 oranlarıyla "Meyve, sebze ve tahıllardaki pestisit kalıntıları  ve "Yeni virüsler " yeralmaktadır. Dikkat edilirse Türk tüketicisinin temel endişesi hala temel hijyen kurallarının eksikliği ve hile iken Avrupa tüketicisi bu konuları çoktan aşmıştır ve çok daha detaylı konular gündemi oluşturmaktadır. Türk vatandaşlarının çoğunluğu (% 52)  gıda güvenliğinin 10 yıl önceye göre daha kötüye gittiği fikrine sahipken, Avrupa vatandaşlarının ise çoğunluğu (%38) geliştiğini düşünüyor. Aslında bu tespit tabi ki kesinlikle doğru değil, ama çalışmaya katılan tüketicilerin % 51 inin internette dolaşan asılsız haberlere inanması ile bu tespit uyumlu görünüyor.   
  1. Laboratuvarlarda nasıl bir teknik altyapı olması lazım, bu altyapıya Türkiye'deki laboratuarlar yeterince cevap veriyor mu, değerlendirir misiniz?
 Türkiyedeki laboratuar altyapısının hem resmi hem de özel laboratuarlarda son yıllarda büyük bir gelişme kaydettiğini memnuniyetle söyleyebilirim. Son yıllarda hem resmi hem de özel bir çok laboratuar ISO 17025 standartına uygun bir şekilde akredite edildi. Son derece modern cihazlar var ve işinin ehli personel iş başında. Ancak laboratuar işleri bir bilimsel yetkinlik işi olması nedeniyle teknolojiyi ve gelişmeleri sürekli olarak çok yakından izlemek gerekiyor. AB Uyum çalışmaları Türk Laboratuar camiasının  bu kalite artışında çok büyük bir etken olmuştur. Hem iç tüketim, hem de ihracat anlamında laboratuarların önemi gittikçe daha da artacaktır.  
  1. Dernek olarak gıda analizlerini yeterli görüyor musunuz, tüketiciye bu konuda ne gibi görevler düşüyor, tüketici bilinci oluşturmak için dernek olarak çalışmalarınız var mı, sektöre bu anlamda nasıl bir fayda sağlıyorsunuz?
 Gıda Analizleri gıda güvenliği uygulamalarının doğrulamasıdır. Yani bir kuruluşun veya bir ülkenin gıda güvenliğinde doğru işler yapıp yapmadığının kanıtı anlamına gelir. Gıda analizlerinin tüm üretim sektörlerini ve süreçlerini tarladan sofraya kapsayacak şekilde gıda güvenliği ve kalitesinin daha iyi ölçümlenmesini sağlayacak parametrelerden oluşacak şekilde seçilmesi gerekir. Gıda analizleri başta tüketici sağlığının korunması olmak üzere, dürüst ticaret ve  adil rekabetin sağlanması için en önemli araçlardan birisidir. Bu konuda yapılması gereken en önemli işlerden birisi de piyasa kontrollerinde gıda analizlerinin ağırlığının arttırılmasıdır.Tüketiciye çok önemli bir görev düşüyor ; o da tüketicinin satın aldığı ürünü denetlemesi. Aslında en önemli denetçi tüketicinin bizzat kendisi, zira tüketici bir ürünü almak suretiyle o ürünü denetimden geçiriyor, almamak suretiyle de o ürünü denetimden çaktırıyor. Sağlıklı bir ekonomide arz – talep ilişkisi en önemli enstrüman, tüketici gıda güvenliğini talep etmeli ki, arzı olsun. Dernek olarak amaçlarımızdan bir tanesi de tüketicilerde gıda güvenliği bilinci yaratarak bu talebi yaratmak. Bu kapsamda süregelen çalışmalarımızdan sonuncusu az önce de bahsettiğim "güvenli gıda, sağlıklı Türkiye" projemiz. Proje kapsamında gıda güvenliği ile ilgili tüketicilerin, üretimden tüketime, paketlemeye kadar her türlü konuda merak ettikleri ya da zihinlerini karıştıran sorularına yanıt veriyoruz.  Dönem dönem gerek basın gerekse de düzenlediğimiz tüketici odaklı aktivitelerimizle tüketicilerimizde bilinç oluşturma çalışmalarımız devam ediyor. "Güvenli Gıda, Sağlıklı Türkiye" projesinin dışında; İlkokul çağındaki çocuklarda (4-5. sınıf) eğitimler yoluyla gıda güvenliği bilinci yaratmak (eğitim modülü), ve onların alışveriş, yemek yeme vb. kısacası gıda güvenliğini ilgilendiren her aşamada bir dedektif gibi görev almalarını sağlayarak küçük yaşlarda başlayacak olan farkındalığı yaratma amaçlı "Gıda Dedektifleri" Projesi, yiyecek üreten ve servisini yapan işletme mutfaklarının kullanabileceği uluslararası kabul görmüş bir hijyen seviyesine getirilmesi ve böylelikle tüketicilerin hijyenik ve güvenilir gıdaları tüketebilmesinin sağlanması ve uygulamanın ülke çapında özendirilerek yaygınlaştırılması amaçlı "Temiz Mutfak" projesi sayılabilir. Ayrıca hem tüketicilere hem de sektöre yönelik dönem dönem gerçekleştirdiğimiz eğitimleri de atlamamak gerekli.  
  1. Dernek olarak gıda kontrollerini yeterli görüyor musunuz, AB ile kıyaslarsak kontroller ne sıklıkta oluyor, olması gereken sıklıkları da değerlendiriniz lütfen?
 Denetimlerin hem içerik, hem de sıklık ve yaygınlık açısından yeterli olduğunu söylemek oldukça güç olacaktır. Ancak bunun nedenleri üzerinde durmak lazım. Bir defa herşeyden önce kayıtdışılık var. Ortalamada %60 lara varan kayıtdışının olduğu bir sektörde  yaygın bir denetimden bahsetmek imkansız. Diğer taraftan 3-4 hayvanı olan çok fazla sayıda çiftçi ile 1-2 dönümde tarım yapmaya çalışan çiftçiler de tarımsal üretimde denetim mekanizmasının yaygınlaşabilmesinin önündeki çok önemli engeller. Bu durumda bazı illerimizde yıllardan beri denetim yüzü görmemiş işletmelerin olması son derece normaldir. Bunun yanı sıra verilen cezaların da caydırıcı olmadığını söyleyebiliriz. Cezaların tahakkuk etmesi çok uzun bir süreç aldığından suç ve ceza arasındaki anlam da kayboluyor. Gıda Güvenliği uygulamalarında en önemli araç risk değerlendirmesidir. Risk değerlendirmesi olay bazında anlam taşımaktadır. Yani denetim sıklıkları yaşanan problemlerin sayısına , cinsine ve şiddetine göre belirlenmelidir.   

15 Eylül 2008, Pazartesi

geri
caretta iletisimTAYBO.NET