Kanser Belirtileri
ana sayfa bize ulaşın hakkımızda üyelik site haritası         English ENGLISH
danışma kurulu gıda güvenliği dergisi bilimsel görüş ve raporlar haberler etkinlikler & projeler şehir efsaneleri efsa videoları sıkça sorulan sorular yararlı linkler

Dernekten Haberler
Star Gazetesi Röportajı - Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner

1.Türkiye'de en çok gıda hilesinden para kazanılıyor. Peki en çok hangi üründe hile var? Ve en yaygın hile yöntemi nedir?

Dünyada gıda hilesine konu olan 45 milyar dolarlık bir pazar söz konusu. Gıdada hile çok değişik şekillerde karşımıza çıkabiliyor, hileler; gıdanın ait olduğu hayvan ya da bitkinin türüne yönelik, ürünün coğrafi menşeine yönelik, çiftlik balığının deniz balığı olarak sunulmasına yönelik, helal ve organik ürünlere yönelik, raf ömrü geçmiş ürünlerin toplanıp tekrar işlenmesine yönelik, ve hepsinden sık rastlananı ekonomik amaçlarla gıdalara yabancı maddelerin katılmasına yönelik olmak üzere çok değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor.2012 yılından itibaren gıdalarda tağşiş ve  sahtecilik yapanlar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından teşhir edilmektedir.  İfşa edilen bu ürünler incelendiğinde ağırlıklı olarak et ve et ürünleri, süt ürünleri, zeytinyağı, bal, baharatlar, takviye edici gıdalar, çikolata, alkollü ve alkolsüz içecekler de ürünler arasında yer alıyor. Bulgular incelendiğinde ise et ve et ürünlerinde tek tırnaklı eti, sakatat, peynirde bitkisel yağ ve nişasta, yoğurtta süt harici yağ ve jelatin bulgular arasında.

Hilenin temelinde yasadışı bir ekonomik kazanç bulunuyor. Tereyağına margarin katılması, manda kaymağına inek kreması katılması, zeytinyağına ucuz başka yağların katılması, süte su katılması, baharatlara nişasta ya da otların katılması, meyve suyuna su katılması ama suyun katıldığının anlaşılmaması için sonra şeker, aroma ve renklendirici katılması gibi çeşitli hile örneklerini vermek mümkün.  Taklidi en kolay, tahlili en zor gıda maddesi de baldır. Balsahtekarlığı iki şekilde yapılmaktadır: birincisi, ballara çeşitli şeker şurupları katılarak yapılan hile yöntemidir. Bu yöntemle, ucuz maddeler katılarak miktarın artırılması amaçlanmaktadır. İkinci olarak ise,  balın alındığı dönemde arılara şeker verilmesidir. Böylece, polen toplamak yerine şekere yönelen arıların ürettikleri bal, bal olmaktan çıkmakta; balın besleyici ve şifa özellikleri büyük ölçüde yok olmaktadır. Diğer taraftan bölgesel ballarda da balın bölgesine yönelik hileler karşımıza çıkmaktadır. Ballarının çam, çiçek, ıhlamur, kestane gibi orijinleri de hileye konu olmaktadır. Kısacası değerli bir ürün varsa bu ürünün daha az değerlisiyle karıştırılması hilecilerin başvurduğu ilk yöntemdir. 

2.En çok tüketilen ürünlerde yapılan hileler ne tür küçük ve büyük sağlık sorunlarına sebep oluyor. Size neler yansıyor?

Taklit ve tağşiş kısaca gıda hileleritemel olarak tüketicinin aldatılması ve cebinden parasının çalınması anlamına gelmektedir, ancak bazı hileler tüketicinin sağlığını da ciddi bir şekilde etkilemektedir. Dolayısıyla gıda hileleri sadece ekonomik bir konu değil, aynı zamanda da bir gıda güvenliği sorunudur. Keçi sütüne inek sütü katılması, bala şeker şurubu katılması, kırmızı et ürünlerine tavuk katılması veya zeytinyağına fındık yağı katılmalarının hepsi birer tağşiş örneği olmasıyla birlikte bu durumlar tüketicinin sağlığını doğrudan etkileyecek bir durum oluşturmamaktadır. Ancak baharatlara Sudan I illegal boyasının katılması, süt tozuna Melamin katılması, gıdalara raf ömrünü uzatmak için yasa dışı koruyucuların katılması gibi hileler insan sağlığı açısından son derece ciddi tehditler oluşturmaktadır. Çinde yaşanan melamin krizinde binlerce kişi hastanelik olduydu ve üç çocuk hayatını yitirdiydi. 2013 yılında Avrupa'nın birçok ülkesini etkileyen bir at eti krizi yaşanmıştı, buradaki atlar gıda amaçlı beslenen atlar olmaması ve kaçak koşullarda kesilmesi nedeniyle başta mikrobiyolojik tehlikelerve veteriner ilaç kalıntıları olmak üzereçok ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirmişti. Sonuçta gıda hileleri tüketicinin hem sağlığını hem de cebini  tehdit eden ciddi illegal eylemlerdir, ve bu eylemi yapan suçluların ne kadar ileri gidebileceklerini öngörmek çok zordur.

Gıda hileleri makro anlamda baktığımızda hem tüketicinin gıda ürünlerine güveninin azalmasına, hem de işini doğru yapan firmaların hakkının yenmesine ve gıda sektörünün gelişememesine ve bir güvensizlik ortamı oluşmasına neden olmaktadır.  

3.Gıda fiyatları yüksek olmasına karşın neden hile yapmaya ihtiyacı duyuluyor. Bana bunu örnekler misiniz. Mesela bir litre ay çiçek yağındaki hile ile cebe giren kazanç  nedir. Bu süt ürünleri için de örneklenebilir...

 

Avrupa Birliğinde yapılan denetim sonuçlarına göre en sık hile yapılan 10 gıda maddesi sırasıyla zeytinyağı, balık, organik gıdalar, süt, hububat, bal, kahve, baharatlar (safran, vs), şarap ve bazı meyve sularıdır. Ülkemizde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının taklit ve tağşiş analiz sonuçları da AB verileriyle büyük bir uyum içerisindedir.  Dikkat edildiğinde gıda hilelerine konu olan  zeytinyağı, organik gıdalar,  safran, peynir, et ürünleri, balık, kahve gibi gıdaların görece pahalı gıdalar olduğu dikkat çekmektedir. Zira bu ürünlerde yapılan küçük bir hile bile toplamda önemli miktarlara karşılık gelmektedir. Bununla birlikte gıda hammadde tedariğinde sorunların yaşandığı zamanlarda buna bağlı olarak fiyatların yükselmesi de gıda hilelerinin ortaya çıkma riskini arttırmaktadır. Mesela, zeytinyağı üretiminin düşük olduğu, buna karşılık fındık üretiminin bol olduğu yıllar zeytinyağında fındık yağı hilesi riskinin en fazla olduğu yıllardır.

Süt özellikle de menşei belirsiz sokak sütü özelinde gidersek çeşitli hilelere başvurulduğu gözlemlenmiştir. Bu hileler arasında daha fazla kazanç sağlamak için süte su eklenmesi, sütü daha yağlı kıvamda göstermek için çeşitli boyalar, jelatin, un ve nişasta gibi kıvam artırıcı maddeler katılması yer alıyor. Ayrıca sütün kesilmesini önlemek için; özellikle yazın sıcak havalarda soda gibi asitliği giderici maddeler ilave ediliyor. Çoğu zamanda bakteriyel faaliyeti önlemek için formaldehit, borikasit, hidrojenperoksit gibi bakteri öldürücü özellikte maddeler katılabiliyor. Bir diğer hile yöntemi ise; süte su, yağsız süt, yayık altı ve peynir suyu katılması. Tüketicilerimizin, soğuk koşullarda fabrikalara ulaştırılan, laboratuarlarda kaliteleri kontrol edilen, separatörlerde temizlenen, kontrollü koşullarda belirli sıcaklık derecelerinde belirli bir süre ısısal işleme tabi tutulan ve steril ambalajlara aseptik koşullarda ambalajlanan sütleri tercih etmeleri, hem sağlıkları hem de verdikleri paranın karşılığını almaları açısından önemlidir.Gıda hilelerinde en büyük risk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından izin/kayıt onayı almamış kayıtdışı yani merdivenaltı ürünlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu tip kayıtdışı imalathaneler tamamıyla kontrol dışı olarak ne pahasına olursa olsun sadece ucuz üretmek adına insan sağlığını tehdit ediyor. Kayıt dışı ürünlerde bu ürünlerin hangi hammaddelerden, nerede, ne zaman ve ne şekilde üretildiğine dair her şey belirsiz.

4.Gıda güvenliği için ne yapmalı= Hangi tedbirleri öneriyorsunuz. Marketlerin ürünlerini almak tek başına güvenli mi?

Tüketicinin bir ürünü alırken öncelikle gıdanın bakanlık kontrolünde olan bir ürün olup olmadığına, nerede, kimin tarafından ne zaman üretildiğine, hangi ortamda saklandığını bilmesi gerekir. Bu bilgilere ancak üzerinde etiketi olan ambalajlı gıdalarda ulaşabiliriz. Etiket bir ürünün güvenliğini gösteren kimlik kartıdır. Tüketiciler ambalajsız ve etiketsiz gıdayı mümkün olduğunca satın almamalı ve aldığı ürünün etiketini de iyi okumalıdır. Diğer taraftan ürünün satıldığı yer de çok önemli zira ürünün raf ömrü ancak ürünün üzerinde belirtilen saklama koşullarında geçerlidir. Soğukta saklanması gereken bir ürün oda sıcaklığında saklanıyorsa, ya da gece olduğunda enerji tasarrufu yapmak için soğutucular kapatılıyorsa bu ürünlerin son kullanma tarihlerinin hiçbir geçerliliği kalmamıştır, ve ürünler güvenilirliklerini yitirmişlerdir. Hem ambalajlı ürünlerin, hem de güvenilir yerlerden alınması gıda güvenliği konusunda atılması gereken ilk adım olmakla birlikte tek başına yeterli değildir.  Gıda güvenliğinin evde de doğru muhafaza, çapraz bulaşmayı engelleme ve doğru pişirme gibi uygulamalarla devam ettirilmesi gerekmektedir. Mikropların çiğ gıdalardan pişmiş gıdalara bulaşmasını önlemek için gerekli hijyen önlemlerinin mutfaklarda alınması çok önemlidir. Çiğ gıdalarla temas eden el, doğrama tahtası ve kap kacağın sıcak su ve sabunla yıkanmadan pişmiş ürünlerle temas ettirilmemesi gerekmektedir. Mikroorganizmaları yok etmekgıda güvenliğinin sağlanması açısından en önemli araçtır, bunun için mutfaklarda en sıklıkla uygulanan yöntem pişirmedir. Etlerin içi kırmızı kalmayacak süre ve sıcaklıkta pişmesi patojen dediğimiz hastalık yapıcı bakterileri yok etmek için en önemli silahtır. Keza yumurtanın akının da beyazlaşana kadar pişirilmesi gıda hijyeni açısından olmazsa olmazların başında gelmektedir. Mikroorganizmaların üremelerini durdurmak, ya da yavaşlatmak suretiyle kontrol altına almak için ya sıcakta tutmak, ya da soğukta tutmak gereklidir. Eğer bir gıdayı derin dondurucuda yani -180C ´da saklarsak mikroorganizmaların üremesi tamamıyla durur, yani gıdayı bozulmadan çok uzun süre saklamak mümkündür. Gıdaları buzdolabında tutarsak mikroorganizmaların üremesi yavaşlar ama durmaz, bu nüansları daima gözönünde bulundurmamız gerekiyor. Bir gıdaarası tehlikeli bölge dediğimiz5-650C arasında ne kadar çok kalırsa  gıda güvenliği riski o kadar artar, o nedenle riskli gıdaların oda sıcaklığında mümkün olan en kısa sürede tutmalıyız.

5.Siz neler eklersiniz?

Günümüzde artık daha bilnçli bir tüketici grubumuz var. Satın aldığı ürünlerde fiyat ve ambalaj gibi görsel özelliklerin yanısıra gıda etiketlerini doğru okuyan ve uygulayan, gıda güvenliğini talep eden bir tüketici grubu. Ancak bilgi kirliliği gibi bir sorunumuz da var. Dolayısıyla tüketicilerin kurumsal görüşlere itibar etmelerini ve ulaştıkları her bilgiye inanmamalarını öneriyorum. Tüketiciler merak ettikleri konuları derneğimizin web sayfasından öğrenebilirler.

Gıda Güvenliği Derneği olarak hem tüketicilere hem de sektöre yönelik birçok proje gerçekleştiriyorud. Misyonumuzdan hareketle gıda güvenliği konusundaki doğruları, elimizden geldiğince medya ve kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyoruz. Bu anlamda 2009 yılından bu yana Güvenliği Kongresi'nidüzenleyerek ilgili tüm taraflarla gıda güvenliği konularını ele alıyoruz ve şu dönemde 3-4 Mayıs 2018 tarihlerinde Grand Cevahir Otelde gerçekleştirilecek altıncı kongrenin hazırlıkları içersindeyiz. Sağlıklı günler dileğiyle...

Samim Saner

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı 

8 Ekim 2017, Pazar

geri
caretta iletisimTAYBO.NET